Yaklaşık 500 yıldır dünya insanlığının çok büyük bölümü, para için çalışırken, servet sahipleri parayı çalıştırır. Para için çalışan herkes aslında parayı elinde tutanların kölesi durumundadır. Bu zincirleri olmayan modern köleliktir.
Peki, para nasıl basılıyor? Para sahipleri bu parayı nasıl ele geçirip tutuyor? Sömürü çarkları nasıl dönüyor?
Para ile kurulan sömürü siteminin merkezinde ABD doları vardır. Konunun anlaşılabilmesi için ABD dolarının rezerv para olma serüvenini anlatacağız. Ancak konunun daha iyi anlaşılması için dolara gelinceye kadar, dünyadaki ve ABD’deki para sistemini özetlemekte fayda görüyoruz.
Kâğıt para çıkıncaya kadar binlerce yıl, sadece madeni para vardı. Para, gümüş ve altından basılırdı. Bozuk para olarak da bakırın kullanıldığı oldu. Kâğıt para, ilk kez Çin’de çıktı. Yüzyıllar sonra Avrupa’ya gitti. Ancak her dönem kâğıt paranın karşılığı altındı. Doğuda, her zaman parayı devlet bastı. Ancak ABD tarihinde parayı hep özel şirketler bastı.
Yaklaşık 400 yıl önce ABD’de bankacılık faaliyetleri başladı ve her bir banka değerli madene karşılık para basardı.
Örneğin ABD’de, bağımsızlık kazanılmadan hemen önce 1600 banka, 7000 değişik çeşit banknot piyasaya sürmüştü. Özel bankalar para basıyor, 15-20 yılda bir paranın karşılıksız olduğunun anlaşılması ile kriz yaşanıyor, sistem çöküyordu. Sistem çökünce; batanlar, dolandıranlar, dolandırılanlar ortaya çıkıyordu. Ardından her şey sıfırlanıp aynı sistem pansuman birkaç tedbir ile yeniden devreye sokuluyordu.
Kısaca ABD’de özel şirketler, 300 yıl boyunca karşılıksız para basıp insanları dolandırdı. 1900’lü yılların başında ABD’de 15 bin banka vardı ve hepsinin para basma hakkı vardı. 1913’te başkan Wilson’un onayı ile ülkenin en büyük 12 bankası birleşip FED’i kurdu. 300 yıl boyunca birbirini dolandıran Amerikalılar, o tarihten sonra dünyayı dolandırmaya başladılar.
Yani ABD, bankacılık ve karşılıksız para basıp insanların emek ve üretimini sömürmek konusunda çok deneyimlidir.
Başkan Wilson’un onayı ile ABD’nin en büyük 12 bankasının birleşip kurdukları FED, dolar basmaya başladı, ancak eş zamanlı olarak ABD’de on binlerce banka vardı ve hepsinin para basama hakkı vardı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde tüm dünyada olduğu gibi ABD’de de altına karşılık kâğıt para basılıyordu. O dönemde altının büyük bölümü ABD’de idi. 1913’te ABD altın karşılığını yüzde 40’a düşürdüğünü dünyaya duyurdu. Dünya savaşı nedeniyle tüm dünya ülkeleri altın rezervini tüketmişti. ABD’nin bu uygulamasını hemen kabul etti.
Savaş çok maliyetli bir iştir. II. Dünya Savaşı henüz bitmeden ülkeler kasalarını boşaltmışlardı. 1944’te, 44 ülkeden 730 temsilcinin katılımıyla 22 gün süren çalıştay yapıldı. Sonunda işletmeci Harry D. White ile iktisatçı John M. Keynes tarafından kurgulanan ‘Bretton Woods’ anlaşması imzalandı.
Bu anlaşma ile ABD doları altına karşılık, yerel paralar ise dolara karşılık basılacaktı. Dünyadaki altının büyük bölümü yine ABD’nin elindeydi. Bu nedenle dünya, ABD’nin bu teklifini de kabul etti. O günden sonra dolar rezerv para olmuştu. 1 dolar 0.88867 gram altına eşitlenmiş, ABD tarafından, ülkelerin talep etmesi halinde doları altın ile değiştirme garantisi verilmişti. O günden sonra ülkelerin merkez bankaları kasalarına koyduğu dolara karşılık para bastı. Örneğin siz TL basacaksınız, faizli dolar borç alıp kasanıza koyuyorsunuz, rezerv olarak tuttuğunuz dolara karşılık TL basıyorsunuz. Bu uygulama ile dünyadaki ülkelerin milli paraları buharlaştı.
Bir yanıt yazın